Ana Sayfa » Anasayfa2, Gezi, Kişisel

İstanbul’a da bahar geldi…

20 Nisan 2010 9 Yorum

Pazartesileri engineering materials dersinden sonra yaklaşık 3 saat boşluğumuz var. Biz de Gökçe ile İstiklal caddesinde dolaşıp sonrasında Maslak’a dönüyorduk. Geçen hafta yine tünele kadar yürümüştük ki aklıma yürüyerek Karaköy’e inmek geldi. Gökçe daha önce hiç bu yoldan geçmediğinden yolu uzatarak Karaköy’e indik, ardından Kabataş’a kadar yürüdük. Hava da güzel olunca içimden fotoğraf çekmek geldi ama hazırlıksız gelmiştik. Biz de ertesi hafta hava güzel olursa bu yürüyüşü tekrarlayalım diye sözleştik. Dün hava ne çok güzel ne de çok soğuktu. Her zamanki gibi ders çıkışı buluşup yola koyulduk. Önce İstiklal caddesinde sağa sola bakınarak ilerledik. Hem yürüdüm hem fotoğraf çektim, haliyle pek de güzel bir şeyler çekemedim:) Aşağıda gezintimizin başlarına ait bir fotoğraf, saat henüz 10:30 gibi olduğundan fazlaca bir kalabalık yok…

Sonrasında Galatasaray Lisesini geçtik ve bir börekçide mola verdik. Bir çeşit sabah kahvaltısı yaptık. Demleme çayları olduğu için ara sıra gittiğim ufacık bir mekan.  Üç haftadır aynı gün ve aynı saatte oraya gelen iki kız için Börekçi ne düşünüyor acaba merak ediyorum :) Görüldüğü gibi bizden başka da kimse yokmuş üst katta,

Börekçinin hemen yan tarafındaki Saint Antoine Katolik Kilisesi’ne girdik. İçeride fotoğraf çekemedim fakat dışarda bir kaç tane çektim. Aşağıda soldaki fotoğraf kilisenin ön cephesi, sağdaki ise içinde ne olduğunu bilmediğim giriş kısmı. Giriş kapısının üzerindeki köprü gibi duran bölüm çok hoşuma gidiyor. Orada oturup caddeden geçenleri izlemek güzel olurdu :)

Sonrasında biraz daha yürüyüp müzik aleti satılan dükkanların önünden geçerek yokuş aşağı inmeye başladık. Her yer turist dolu, özellikle Almanca ve İspanyolca konuşan bir sürü insanla karşılaştık. Fakat daracık yolda öyle bir araç trafiği var ki yürümekte güçlük çektik. Sokak arasından birdenbire karşımıza çıkan Galata Kulesi’ni çekmekte oldukça zorlandım. Zaten güçlükle bir açı yakalıyorum ve tam çekiyorum derken üzerime gelen bir araba ile uzaklaşmak zorunda kalıyorum, neyse haliyle fotoğraflar kötü çıktılar :(

Yokuşun sonunda dün ilk defa farkettiğim bir heykel, belki yirmi kere geçtiğim bu yolda bazı şeyleri hala farketmemiş olmam tuhaf. Demek ki bu noktada ilk defa kafamı havaya kaldırmışım. Köşede sağdaki binanın cepsesinde bulunan bu heykelin de içime sinmeyen bir fotoğrafı ile yolumuza devam ettik.

Nusretiye Camii girişi ve yol boyu çekilmiş diğer bir kaç fotoğraf;

Mimar Sinan Üniversitesi önünden geçişimiz sırasında bahçede gördüğümüz çalışan bir kız. Kendisi halinden memnun görünüyor fakat biz Gökçe’yle İTÜ Mimarlık fakültesinde çektiğimiz işkence günlerini hatırlayıp kızcağıza acıyan bakışlar attık :)

Bir kaç senedir her Nisan’da tekrarlanan, İstanbul’un her tarafına dikilen lalelerden bazıları;

Bu sivri yapraklı olanlar sanırsam İstanbul Lalesi olarak bilinen bir tür lale. Bu çiçekleri Mimar Sinan Üniversitesi civarında çektim  fakat farklı yerlerde öyle güzel laleler dikilmiş ki, insan hayran oluyor.

Bunlar da civardaki bir çiçekçi dükkanında çekilmiş kaktüsler. Geçenlerde radyasyonu emdiği gerekçesiyle bilgisayarımın yanına koymam için kardeşimin aldığı bir minik kaktüs de benim masamda bulunuyor. Benimkinin üzerinde böyle renkli çiçekler yok ama, aklıma gelmişken onun da bir fotoğrafını ekleyeyim :)

Gezinin sonu, İstanbul’da bahar denince hemen akla gelen erguvanlardan biri, Masal gibi bir görüntüsü vardı ama ben hızlı hızlı yürümeye çalışırken istediğim gibi çekemedim. Hele etraftaki rengarenk laleler inanılmazdılar. O ara yanımızda trafiğe takılan İETT otobüsünü görünce Gökçe ile hemen atladık. zaten hayli yorulmuştuk ve öğleden sonraki derse neredeyse geç kalmıştık. Sonraki haftalarda başka yerleri keşfetme fikriyle gezimizi bitirdik…

İstanbul’un diğer laleleri…

Benim kaktüsüm ;

9 Yorum »

  • elif :

    ohh gezin bakalım :( sanırım seninle yaptığımız mecidiyeköyden başlayıp karaköyde biten uzun bir yürüyüşün üzerimde yarattığı koşullanma ile yazıyı okurken benimde ayaklarım sızladı:)Anlattığın yerlerden geçmiş gibi oldum.. Bir hafta sonu emirgan’a gidelim bence hem kahvaltı ederiz hem ruhumuz dinlenir??

  • yasemin (author) :

    Ohhh süper :) işte bana böyle davetlerle gelin :) Bu arada yaptığımız o malum yürüyüş Karaköy’de değil Sultanahmet’te bitmişti :)

  • elif :

    haklısın o gün Sultanahmet’e kadar gitmiştik, gençlik işte :)

  • HALİL İBRAHİM SEVEN :

    mecidiyeköyden karaköye mi yürüdünüz ???? aklınız başınızda mıydı sizin o zamanlar :) )

  • HALİL İBRAHİM SEVEN :

    yeni gördüm sultanahmette bitmiş galiba maşallah maşallah siz maraton koşularına falan katılın bari :)

  • yasemin (author) :

    :) İbrahim ne zamandır okulda karşılaşmıyoruz nasılsın, çap nasıl gidiyor?

  • HALİL İBRAHİM SEVEN :

    bi sekilde gidiyor ya cap derslerden kala gece kala gece seneye bitecek inşallah .. notlar baya bi düştü ama artık son sene braz toparlarım inşallah …
    vala baya bi zamandır görüşemiyoruz haklısın …. ugur hoca sağolsun matematik sayesin de görüşebiliyormusuz megersem :P gerçi sizin fakülteye ugruyorum ben genelde ama yine de olasılığı tutturamıyoruz …

    sen nasılsın yine tam gaz gidiyondur sen heralde derslerde benim gibi 1 sene de sönmemişsindir sen :)

    staj yapıyorum simdi de türk telekom da berbat geciyor maleseffff:(

  • yasemin (author) :

    eh işte iç güveysinden hallice derler ya öyle bir durumdayım:) Benim de notlar da az biraz düşüş var ama senin gibi son sene toparlarım diye avunuyorum:) Çapı bırakmamana sevindim, yoksa Damla seni ne yapardı bilemiyorum. Bu arada inşaatta karşılaşmamamız ilginç, ben bu dönem hemen hemen hep oradaydım. Neyse stajında kolaylıklar diliyorum, Allah kurtarsın :) )

  • halil ibrahim seven :

    damla sonraki sene girmiş.. benim girdiiğim zaman bana baya bi kızmıstı kendisi :)

Düşünceni paylaş!

Lütfen dilimizi düzgün kullanalım!