Ana Sayfa » Genel, Kişisel

Yurda Dönüş Maceram…

20 Eylül 2010 6 Yorum

Bölüm 1 : Hüsran

Uzuuuuun bir aradan sonra yine sayfama yazıyorum. Gönül isterdi ki dönem başındaki bu ilk yazım sevinçli ve umut dolu olsun. Malesef ki değil yaklaşık 24 saattir moral bozuluğum tavan yapmış durumda, her an olay çıkaracak bir potansiyel seziyorum kendimde. İsterseniz olayları en baştan anlatayım, kim haklı kim haksız siz karar verin, bu arada söz veriyorum objektif olacağım :) Her şey dün akşam saatlerinde yurttaki odama bavulu bırakmak için geldiğimde başladı, oysa hayat ne kadar güzeldi, keyifli bir cumartesi gezmesi, ardından mangal keyfi, aile içi frizbi çılgınlığı, salıncakta sallanmaca, hoplamaca, zıplamaca… . Derken yurda geldik, eşyalarımı üst kata çıkardım. Gerçi biliyordum odama daha doğrusu Tuba’cığım ile 3 yıl yaşadığımız kutsal mabedimize namahrem eli değeceğini, ama hiç bu kadar acı vereceğini düşünmemiştim. Nedense en saf halimle ve benden beklenemeyecek bir iyimserlikle herşey çok güzel olacak, yeni bir arkadaş edineceğim havalarındaydım. Bana sürpriz yapmaya bayılan kader yine yaptı yapacağını. Yeni oda arkadaşım H…  :(

İyisi mi ben yine atlamadan olayları en son kaldığım noktadan itibaren anlatmaya devam edeyim. Nerede kalmıştık?

En son bavulu dün akşam saatlerinde yurda getirdiğimi söylemiştim. Sonrasında kendimi  en çok evimde hissettiğim odanın kapısını açtım ve içeri girdim. İlk başta normal bir insan evladı ile karşılaştığımı sanarak kendimi tanıttım ve sadece bavulu bırakıp çıkacağımı yurda ertesi gün geleceğimi söyledim. Bu arada 3 yıldır yattığım yatağa yerleşmiş olduğunu farkedip kendisine şöyle dedim.  ‘yalnız o taraftaki yatak benim yatağımdı.’ Sanmıştım ki bilemediği için öylece yerleşmiş. Nasıl anlayabilirdim ki insan kılığı altında bir canavar varmış. Ben peki değişelim diyeceğine o kadar eminken en büyük silahını yani çenesini devreye soktu. Tamamen hazırlıksız yakalanmıştım. Bu tip ani saldırılarda tecrübeli olmadığım için geri çekilip meseleyi sakin kafa ile ertesi gün konuşmayı tercih ettim. Böylelikle eve gidip olayın analizini yapabilirdim.

Evet o yatak 3 yıldır benimdi. Evet o bu odaya sonradan gelmişti. Evet dağdan gelip bağdakini kovmak diye buna denirdi. Evet benim buzdolabım benim masamın yanında olmalıydı, evet evet evet… Ve nihayetinde bugün akşam üzeri yurda ulaştım. Tatlı bir başlangıç olması ümidi ile güleryüzle kendimi tekrar tanıttım. Tekrardan ifade ettim ki dolabın yanındaki masa benim masam ve ben oradan sürekli içecek alıyorum, kendisi boşalan yere yerleşmeli gibi gibi gibi. Tabi bunları söyleyebilmem hayli zaman aldı çünkü arkadaşın nefes almak için sustuğu aralara kelimelerimi serpiştirmeye çalışıyordum. Derken yatak meselesinin bu şekilde çözülemeyeceğini farkettim ve bu konuyu kapatmaya karar verdim. Yarın müdüriyetle görüşelim bu konuyu dedim. Fakat olay öyle büyüdü ki artık önemli olan ne yatak ne dolap ne de başka bir şeydi, bu kişi ile aynı odada nefes almak insan ömrüne zarar bir faaliyet halini aldı. Sigara içsem daha sağlıklı olur eminim. Gelelim diğer konulara, hemen yatağımın karşısına plastik 4 raflı bir çekmece yerleştirmiş. Üzerinde plastik bir bulaşıklık ve içinde kevgir, çırpma teli gibi bir mutfak dolusu eşya. Gören de mutfak işletiyoruz ya da odalara servis yapıyoruz zannedecek, bir dönem eski oda arkadaşım tuba ile bunun geyiğini yapmıştık ama hiç bu kadar yaklaşmamıştık. Komidinler arasında yine plastik 3 katlı bir şey, üzeri tıka basa dolu, sağda solda garip eşyalar. Bir an kendimi Burhan Altıntop’un evine gelmiş gibi hissettim. Tek eksiğimiz Çiko ve girişe asılacak plastik çiçekler.  Odamız adeta gecekondu havasında, banyoda duşakabinin yanındaki 5 lt sıvı sabun bidonuyla, sağa sola yapıştırılmış yapışkanlı havlu asacaklarıyla, komidin üzerine örtülmüş tül örtüsüyle her an kapı vurulup içeri Makbule gelecekmiş gibi tedirgin yatmaktayım. Bu arada söylememe gerek yok, yönetmelik gereği odada yemek yapmak yasak ama bu abla yemek yapacağını da ilan etti. Normalde arada biz de yapardık tuba ile birşeyler yerdik, biraz insan olsa müsamaha gösterebileğim bu birey bu kadar iyi davranılmayı haketmiyor kanaatindeyim.Bu arada söylemeden geçemeyeceğim sadece yumurta gibi kokusuz!!! şeyler yapıyormuş, aman ne güzel.

Bu şekilde yazarken belki okuyucu için kaprisli iki kızın köşe kapmaca savaşından öte anlam taşımayan bu hikaye, sadece yaşayanların anlayabileceği öfke ve isyan nöbetleri yüklü, çok sinir bozucu bir o kadar da acıklı sahnelerle dolu. Sabaha umarım sağ çıkarım da maceranın devamını da sizlerle paylaşırım. Bu arada şu anda bu yazıyı yurt odamda yazmaya çalıştığımı söylemiş miydim?

İşte ışıklar da kapandı, sanırım H… monarşisinde biz teletabilerin yatma vakti geldi, sabah ola hayrola :)

Bölüm 2 : Maraton

… sabah umduğum gibi çabuk gelmedi, gece bir türlü uyuyamadım. Saat 8 de telefonun alarmı ile uyanıp yüzümü yıkamak ve ayılmak için lavaboya gittiğimde yeni bir sinir harbinin başlayacağına emindim. Fakat rakibin strateji geliştirdiğini nereden bilebilirdim. Ben kalkarken uyuyan şahıs meğer ben banyoya girer girmez yerinden fırlamış. Ne demişler? Su uyur düşman uyumaz. Üzerini giyinmiş ve çıkmak üzere! Bu hızlı performansıyla Kenyalı atletleri bile solda bırakan yeni arkadaşım! göz açıp kapayana dek odadan uçtu. Küçük dilimi yutmadıysam daha da yutmam herhalde. Elbette ben anladım bu acelesinin sebebini fakat olayları akışına bırakmayı tercih ettim. Tam da beklediğim gibi bir süre sonra telefon çaldı, son derece sıcak bir şekilde telefonu açtım. Yurt idaresi beni bekliyordu. Hemen gidip kapıyı çaldım ve içeri girdim. Hakkımda kimbilir neler anlatmıştı. Gayet sakin bir şekilde yeni gelen arkadaşla anlaşamadığımı ifade etmeye çalıştım fakat malesef arkadaş bu konuşmaya yeterince iyi hazırlanamadığı için sürekli agresif bir şekilde sözümü kesip durdu. Ben sonuç olarak 3 yıldır burada kaldığımı ve ne benim ne de eski oda arkadaşım hakkımda en ufak bir şikayet almadıklarını, beni uzun zamandır tanıdıklarını ve sessiz bir şekilde girip çıktığımı ifade ettim. Yurt müdürü ardından arkadaşı uğurladı ve benimle bir müddet daha konuştu. Beni tanıdığını ve anlatılanlara zaten inanamadığını ve şaşırdığını ifade etti. Sonuç olarak sanırım arkadaşı başka odaya alacaklar, henüz kendisi ortalıkta olmadığı için durumdan haberi yok. Ben de heyecanla olacakları bekliyorum :)

Bölüm 4 : Kaplumbağa kazanır :)

Bu bölümün başlığı bu olmayacaktı, şimdi aklıma geldi. İsterseniz mutlu son da diyebiliriz, ya da yaşasın adalet :) Öğleden sonra yurt idaresi H… ‘yi başka bir odaya gönderme kararı aldı. Ben de odamda oturup onun taşınmasını izledim. İçimden tonla alay ettiysem de yüzüne karşı bir şey söylemedim ve bakmadım. Ama ne yalan söyleyeyim kardeşim Elif ile telefonda arkasından tonla espri yaptık, eğlendik. Bu maceramız da böylece başarılı ile sonuçlanmış oldu.

Bu arada farkettim de ben blogumu iyice günlük havasına sokmuşum, belki bu kadar detay vermek yanlıştır şu anda bilemiyorum. Ama yazıma son verirken bir şeyi daha söylemeden edemeyeceğim, Tuba ( eski oda arkadaşım) kızma da keşke mezun olamasaydın :( (( Şaka bir yana inşallah her şey dilediğince olur, üç yıl boyunca yaşadığımız seviyeli oda arkadaşlığı için teşekkür etmek istiyorum, geçen yıl sonu da söylemek istemiştim ama bilirsin böyle konuları konuşmayı pek sevmem, görüşmek üzere….

6 Yorum »

  • Ahmet Altundag :

    Canım büyük geçmiş olsun… Ben sekiz- dokuz yıl Maslak Öğrenci, Bahçeköy öğrenci, Abdi Ipekçi öğrenci, Vadi öğrenci,Zeynep Birkan, Arıoğlu öğrenci yurtlarında barındım… Hiç birisinde böyle bir yaratığa rastlamadım!!! Neyse canım tekrar geçmiş olsun.

  • yasemin (author) :

    Teşekkür ederim :)

  • Elif :

    Ahmet abi kalmadığın yerde kalmamış atıldığın için mi bu kadar çok gezindin:)) Bu arada Elif Atalar öğrenci yurdunu atlamışsın :)

  • Ahmet Altundag :

    Tabi bir de o vardı tüh unutmuşum! :) 9 yıl aynı yurtta kalamazdım walla :)

  • osman :

    Oooo bence ucuz atlatmissin seneye Insaallah ben de yurt kapilarina gidecegim icin anlattiklarinin bana cok yardimi olacaktir yeni gelecek oda arkadasin ile umarim anlasirsin…Umarim bende seneye oda arkadaslarim ile anlasirim.Boylesi hepimizden uzak kalsin…

  • nurcan :

    merhabalar yazılarınız okudum aklıma yurtta yaşadıklarım geldi. sanırım herkesin böyle yurt maceraları olmuştur. bixim yurda yemek sokmamız yasaktı ama biz pide bile sokmuştuk. :) zaman ne çabuk geçti. bence okul yılarının değerini bil.çünkü zaman çok acımasız…

Düşünceni paylaş!

Lütfen dilimizi düzgün kullanalım!